15 Haziran 2017 Perşembe

evren bey

9 aralık 2015'i hatırlanması gereken bir gün diyerek hayatımda yepyeni bir dönemin başladığını belli etmişim ve ondan sonra sadece iki yazı yazmışım. Bu süreçte sildiğim yazılar oldu ama bu ikisi kalmış. Kalsın. Yazıları silince yaşanmışlıkları da ortadan kaybolmuyor ki. Zaten her şey hatırda.

Ya öyle sözler verip bi daha bir sene daha yazmadığım yazılarla dolmuş blog o yüzden artık daha sık yazıcam sözleri yok. Eminim bu cümleyi bile üçüncü kez kullanmışımdır ama.. Neyse

Bi boşluk var hayatımda. Kendimle ne yapacağımı çözmeye çalışıyorum boşluğu. Yavaş yavaş da çözmeye başladım, ki bu da klasik yöntemle oldu. Akışına bıraktım her şeyi. Ben kovalamadım, bana gelmesini bekledim cevapların. Evet ben de şaşkınım nasıl böyle bir şey yapabildim diye. Ben ki her şeye balıklama dalıp, o an o şeyi, kişiyi, yeri, duyguyu hayatımın merkezine koyardım ama bu sefer bekledim. Belki de sabırsızlığımdan kaynaklanıyor evren bey ama azcık hızlı gönderirseniz cevapları sevinirim çünkü her gün bir hece bazen bir harf yollayarak cevaplayamazsın sorularımı. Kesin sonuçlar, dönüşler istiyorum. Oldu canım başka derdin dediğini duyar gibiyim. Canın sağolsun. Bekliyorum ben daha fazla salaklık yapmamaya çalışarak.

Koskoca evreni de neden erkek yaptıysam. Evren bey de neyse...

Akışına bırakmaya alışmaya çalışıyorum şu an. Çünkü bir senelik bir alışkanlıktan yeni kurtuldum sayılır. En azından kafamda yeni kurtuldum. Her şey akarken güzel ancak bana ertesi günü iple çekmemi sağlayacak bir şey lazım. Deli gibi yoğunken her şey güzeldi ama yaz tatili gibi bir duruma girmişken ya kendimi yoğun tutacağım ya da o birini ya da bir şeyi bulacağım.

Çevremdeki herkes kendimi yoğun tutmam taraftarı hatta bunun için uğraşıyorlar bile. Güzel arkadaşlarım var. Cidden şanslıyım o konuda.

Neyse çok tekrar düşen bir yazı gibi oldu ama sonuç olarak diyip yine tekrara düşeceğim. Gidişattan mutluyum ancak kendimden yana mutlu değilim. O cevapların çabuk gelmesi gerekiyor.


11 Ocak 2017 Çarşamba

ben bir adamla tanıştım bir sene önce..

Taviz vermeyin. Asla, hiç kimseye, hiçbir şey için kendinizden taviz vermeyin. Hayatımdan, şu bir senedir yaşadıklarımdan öğrendiğim en önemli şey bu oldu.

Ben bir adamla tanıştım bir sene önce.. ''ilişki'' kavramım karman çorman oldu önce. Dedim demek ki bir ilişkinin içinde bulunmadan atıp tutmak kolaymış öyle. Hala yer yer öyle düşünüyorum ama bu doğru değil. Bir ilişki kavramı varsa kafada onu silmemek lazımmış. Kırmızı çizgilerini geçmemek, eyvallah denmeyecek şeylere dememek, her şeyi vaktinde yaşamak lazımmış. Mesela ''Bana şunu şunu yaparsa biter bu ilişki!'' diyorsan, yaptığında bitirmek lazımmış. ''Ama seviyorum'' diye bir cümle olamaz.  Sevgi hiçbir şeyi tek başına haklı çıkarmaz. Bir çizgi aşıldıysa bir kere, bu sadece bir kere daha aşılabileceğinin göstergesidir. Başka hiçbir şeyin değil.

Bir ilişki varsa ortada ve o iki kişiye ait bir ilişkiyse, iki kişi arasında kalmalıymış. Çünkü bir şey yaşanmadıkça anlaşılmaz. Üçüncü bir kişi de o ilişkiyi yaşamaz, sadece gözlemler, anlatılanı bilir.

Kimseyi ailenin önüne koymamak lazımmış. Ne zaman ki karşınızdaki kişi gerçekten aileniz olur o zaman onu yüzde yüz aynı olmasa da bir tutarsınız. Çünkü aile başka bir şey. Çünkü sadece onlar sizi olduğunuz gibi seviyor. Çünkü sadece onlar yaptığınız salaklıkları akşamına unutur, çünkü onlara nazınız geçer, çünkü onlar koşulsuz şartsız, sizi kendisinin önüne koyar ve bunu yaptığını dahi unutur. En önemlisi bu bence.. Bunu yaptığını dahi unutur.

Bazı ayrımlar var hayatta. Mesela bir hocanızın yanında konuşma biçiminizle, arkadaş ortamındaki farklıdır. Hatta arkadaş ortamında da yakın arkadaşlar vardır bi, bir de 40 yılda bir bir kahve içtiğiniz arkadaşlar. Bulunduğu ortama göre hareket etmeyi iki yüzlülük olarak gören biriyle yapamazsınız. Üzüntünüzün, sorumluluklarınızın önüne geçmesine izin vermediniz diye de iki yüzlü olmazsınız mesela. Ortadaki soruna karşı olan ilk tepkiniz ile, düşünüp taşındıktan sonraki tepkiniz farklı diye de iki yüzlü olmazsınız. Kısacası biri size iki yüzlü dedi diye iki yüzlü olmazsınız. 

Ya da bencil.. 

Bencil olun ama. Bencillik lazım.

Kaçan kovalanır ya da birine köpek gibi davranırsanız o da sizin peşinizde köpek olur gibi saçmalıklara inanmıyorum. İnanmak istemiyorum. Çünkü gerçek sevgi böyle bir şey değil ya. Olmamalı.

Daha yazardım ama çok yorgunum. Vücudum, ruhum, kalbim, beynim.. Her yerim çok yorgun.

Ama burada da çoğu kez söylediğim gibi.. Mutluyken yazı yazamıyorum. Çünkü o anı yaşamaktan, saklamaya vakit kalmıyor. Öyle dolu dolu yaşamayı seviyorum. Yine de her şeye rağmen bir seneden fazla süredir burada olmamamın tek sebebi mutluluktu. O yok olduğu için yazıyorum. O yok olduğu için buradayım. O yok olduğu için yorgunum.

Yine de her şeye rağmen hayatımın en güzel, en çılgın, en özel bir senesiydi.

yine de her şeye rağmen seviyorum diyemiyorum artık. 

9 Aralık 2015 Çarşamba

hatırlanması gereken bir gün

Çok garip şeyler oluyor. Hız trenine binmiş gibiyim. Çevremde bir şeyler oluyor ama tek gördüğüm silüetler ve tek hissettiğim midemdeki o his.

Anladım Aralık'a mektuplar yine yalan oldu. Artık estikçe yazacağım. Şuraya yazmıyor olabilirim bir haftadır ama günlüğüm taşıyor çünkü hayatım dolup taşıyor. Yeni şeylerle, heyecanlarla, deneyimlerle..

Beynimin süzgeçlerini yaktım dedim mesela dündü sanırım.
Bugün de beynim kulaklarımdan akacak artık. Yorgunluk üstüne hastalık üstüne koşuşturmacalı günler falan.

Sadece bu günü hatırlamak isteyeceğimi düşündüm ufak bir yazdım uyumaya gidiyorum.

Kendinize iyi bakın.